5 Aralık 2009, Cumartesi

Kamusal Mekan için Eylem Tasarımı

Bu toplantıda, bir anlık ya da kısa süreli eylemlerin tasarlanabilirliğini, kent ölçeğinde bu tür eylemsel müdahalelerin etkisini, farklı biçimlerini, -özellikle yakın çevremiz için- yapılabilirliğini, bu tip eylemleri kimin yaptığı, kimin katıldığı, kentsel hafızada kendilerine nasıl birer yer edindikleri ve benzeri bir çok konuyu tartıştık.
Söyleşi sonrasında hazırlanan ve katılımcıların değerlendirme metinlerini içeren kitapçığı indirmek için tıklayınız. [...]

14 Kasım 2009, Cumartesi

Tabela: Kent Hayatına Yön Veren Görseller

Reklamlar, yönlendirici tabelalar, bilgilendirici tabelalar, dükkan/kurum tabelaları, dev logolar, bayraklar/Atatürk imgeleri, dolmuş/otobüs tabelaları, indirim yazıları, dev çıkartmalar, cephe kaplamaları, posterler, sokak sanatı örnekleri, üstü boyanmış ya da açık soganlar, aşk ilanları, ramazan mahyaları, yılbaşı süsleri, dev ekranlar, küçük ekranlar, geriye sayan trafik ışıkları, projeksiyonlar, kalıcılar, geçiciler ve nicesi, dinlesek de dinlemesek de devamlı yüksek sesle bize bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar.

4 Kasım 2009, Çarşamba

Bülent Tanju

İmkanmekan 2008 yılında kavramsal çerçevesini tanımlamaya yardımcı olması için Bülent Tanju’yla bir dizi söyleşi gerçekleştirdi. Tam metni 2010′un son çeyreğinde çıkacak İmkanmekan Kitabı’nda yayınlanacak olan söyleşilerin bir kısmı yakında burada da yayınlanacak.

17 Ekim 2009, Cumartesi

Kamusal Mekanda Bellek

Ortak mekândaki değişiklikler, toplumsal bellekte ve toplumun sürekliliğinde nasıl bir rol oynamaktadır? Bu soru çerçevesinde kamusal mekânın tasarımı nasıl mümkün olabilir? Alışkanlıkları hesaba katmayan büyük imar operasyonlarının, zorunlu tahliyelerin, büyük kentsel dönüşüm projelerinin kent yaşamı üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirebiliriz? Kollektif belleğin oluşumundaki kopukluklara dikkat çeken, hasarları en aza indirmeye çalışan çeşitli girişimlerden söz edilebilir mi?


imkanmekan yolda

“İstanbul metrosu dakik işliyor, içi pirüpak, kimse
kimseyi taciz etmiyor. Bu size de garip gelmiyor mu?
Ne de olsa otobüse de metroya da binen -aynı- İstanbul
halkı, ama metro vagonları ilk günkü gibi; koltukların
üzerinde ne telefon numaraları ne de içinden zikzaklar
geçen kırık kalpler çizilmiş”
— Itır Arda, 2003
“Yolda atölyesi” kentlinin çoğu zaman zorunlu kamusal
mekanları olan, gündelik yolculuklarının geçtiği taşıt [...]